Perşembe, Mart 19, 2009

Hallelujah...

Mart ayının sonuna geldik. Hala bahardan bir ses yok. Hava kapalı, olursa kar olmazsa sert bir rüzgar. Gökyüzü bir karanlık karanlık üstüne geliyor insanın. Madem öyle mi? diyor bünye de, vut o zaman kendini Jeff Buckley'e, Nick Cave'e, Tindersticks'e, Patti Smith'e.

maybe i have been here before
i know this room, i've walked this floor
i used to live alone before i knew you.

i've seen your flag on the marble arch
love is not a victory march
it's a cold and it's a broken hallelujah

Pazartesi, Mart 02, 2009

Po nehrinin kıyısında

Sabah 3 sularında Ankara 100.Yıl'dan Torino seferine çıkan atlılarımız, İtalya saati ile saat 16 sularında Po nehri kıyılarına ulaştı. Gönül buraları pek bir hasret ile özlediği Rabia ile gezmek istiyor fakat bu sefer kısmet değilmiş, bir dahakine diyerek kendini avutuyor. Saat 4'de açık restoran bulunamayan Torino sokaklarında yorulmuş bünye "yatak, yatak" diye bağırırken, saatine 3 avro verilen internetin bitmesine 15 dakika kalmış durumda. Yurttan ve dünyadan Umut dolu haberlerimizin sonuna gelirken, buralardan, oralara kucak dolusu sevgiler, selamlar...

Salı, Şubat 24, 2009

Marangozluk zanaati

Ahşaptan hayaller inşa etmek için marangozluk zanaati öğreniyorum. Şaka felan değil, hakikaten de öğreniyorum. İlk eşya bakmaya başladığımızda farkına vardım ki başkasının bana yaptığı değil, kendimin kendimize yaptıklarının çok kıymeti olacak. Yoksa, satın almaya çok alışık olduğumuz bu çağda üretmek Çinli, Endonezyalı, Filipinli işçilerin bir lokma, bir hırka için yaptıkları bir eylem haline gelince, biz de çok isteyerek ama çok isteyerek aldığımız şeylerimize aldığımız gibi yabancılaşıyoruz. Buna inat işte Rabia ile kullanacağımız her şeyi ellerimle yapmak istedim. O kadar uzun boylu olmadığını ben de biliyorum tabi, ama gene de ikimiz de emek verecek fırsatlar yaratmaya çalışıyoruz kendimize. Yeni tuttuğumuz Oran'daki dubleks evimizin merdivenlerini elden geçirmek de işte tam bu amaca hizmet ediyor. Yalnız da değiliz bu süreçte. Sevdiklerimiz de ellerinden geldiğince destek veriyorlar. Naci Dayım (Rabia'nın marangoz olan dayısı) yol gösteriyor. Ağır işlerin altında ezilmemizi önlüyor. İbrahim ile Ezgim etrafımızda pervane. Hal böyle olunca, iş zaten çok keyifli bir hal alıyor. Bu arada ne yaptığımızı anlatmayı unuttum. Merdivenin trabzanlarını ve ahşap olan basamaklarını güzelcene boya sökücü ile temizliyoruz. Sonra zımpara ile elden geçirip, renkli vernik ile de boyuyoruz. Önümüzdeki hafta da son kat verniklerini atıp, yerlerine monte edeceğiz. İşte bu da evimizin balkonundan bir manzara. Bozkırın ortasında, çamın içinde ev bulduk. Biz çok beğendik, her gelen de çok beğeniyor evimizi. Bu da bizi ayrı bir mutlu ediyor.

Salı, Şubat 03, 2009

2009 sezonunu açtım

Bugün 4km'lik bir jog ile 2009 sezonunu açtım. Arada koş(a)madığım 3 ay bana 3 kilo olarak geri dönse de, geçen sene kazandığım ayrobik temele güveniyorum. Kısa zamanda, en keyiflisinden 10K'lar koşmak lazım. Yeniden, bir çabuk motive olmak lazım. Şu üstümdeki ölü toprağını atmak lazım. Hedefim de var. Boşa gaz vermemekteyim kendime. 12 Nisan'da koşulacak 4. Uluslararası Bursa Osmangazi Yarı Maratonu. 21 koşmak için 3 ayım var. Yeter mi? Yeter.

Pazartesi, Şubat 02, 2009

Kocaman koltuk, kocaman hayaller

Sevdiceğimle birlikte yaşayacağımız evi hazırlamaya başladık. Anlaştık. Emek, emek, özene bezene kuracağız herşeyi. Aman bu da böyle oluversin demeyeceğiz hiç. İlk parçalar Mudo Concept'ten. Bir üçlü, bir de ikili koltuk. Sırada Tepe'deki Berjerler var. Bugün Rabia'ya işi bırakıp marangozluk öğrenip, yatak odası ve yemek odasını kendim yapmayı önerdim. Hadi ordan dedikten 10 dakkika sonrası baktım yastıklara etamin yapmaktan bahsediyordu. İlmek ilmek örmeye başladık kocaman hayallerimizi. Şu dakikada kesinkes eminim, hayellerimizden güzelini kuracağız.

Çarşamba, Ocak 28, 2009

Sahnede düğün var

Dilin gelmiş geçmiş en ustası buyurdu, "Bütün dünya bir sahnedir… Ve bütün erkekler ve kadınlar sadece birer oyuncu..." Öyle mi? dedi erkek. O hade vurulsun davullar! Bu yaz gün dönümünde Rabia ile Umut evcilik oynamaya başlayacaklar. Bir ömür oynayacağım oyunların en güzeli başlayacak Eskişehir'de gün ortasında, günün altında, tüm sevdikleri ile birlikte.

Pazartesi, Ocak 19, 2009

EFSAD'da bu Cuma

Haziran ayının ilk günlerinde Züleyha sayesinde kendimi Oğuz'un Deklanşör filminin setinde bulmuştum. Set Fotoğrafçılığı uğraşı ile böylece tanış olmuştum. Hatırlarsınız konu ile ilgili bir de yazı yazmıştım. Çekimlerden hemen sonra, ekip filmi kurgularken, ben de çektiğim fotoğraflardan bir saydam gösterisi hazırlamıştım. Hedef, filmin galasında, ilk gösterimin akabinde set fotoğraflarından oluşan saydam gösterisini de sunmaktı fakat benim yoğun Ankara mesaim buna izin vermemişti. Bu arada Efsad ekibi ile tanış olmuş, saydam gösterisini Efsad'da yapma fikri oluşmuştu. Aradan aylar geçti. Ben Ankara'ya döndüm. Gösteri işini de iyiden iyiye unutmuştum ki, iki-üç hafta önce Eskişehir'den bir telefon geldi. Efsad ekibi ile gösteriyi bu Cuma yapmaya kavullaştık. Bugün baktım web sitelerinden de duyurmuşlar. İlk saydam gösterim olacak ya, pek heyecanlıyım.